23 Mar 2016

Geçmişe Özlem Duymak

Geçmişe özlem duymak bazılarının iddia ettiği gibi gericilik mi yoksa insanın benliğinde olan bir duygu mu? Bu yazıda naçizane olarak geçmişe özlemin sosyolojik, tarihi ve psikolojik arka planını irdeleyeceğiz…


Geçmişe Özlem Duymak


Öncelikle şunu hatırlamalı; insanlar geleceği merak eder ancak ona özlem duymazlar. Çünkü gelecek belirsizdir. Geçmişten daha kötü olma ihtimali her zaman vardır. Ancak geçmiş, yaşanmış, belirli ve farkedilebilirdir. İnsanların geçmişe özlem duymasının esas nedeni de budur. Her ne kadar geleceği temel alan Fütüristler ve anı yaşamayı takdir eden Carpediemciler olsa da hayat aslında geçmişten ibarettir ve geleceğe de yaşanılan ana da yön veren geçmişin ta kendisidir. Ancak tarih boyunca; özellikle son yüzyılda pek çok insan doğuştan var olan bu geçmiş özlemi nedeniyle “gerici” olarak itham edilmiş ve ilerlemenin önündeki büyük taşlar olarak görülerek dışlanmıştır. Hâlbuki geleceğe götüren tüm yollar geçmişin izinde oluşur ve şekillenir, böylece geçmiş esasında geleceğe yön veren en temel araçtır.

Geçmişe özlem duymanın bir diğer nedeni de geleceğin belirsiz ve yaşanılan zamanın beğenilmez oluşudur. Eğer birey kendini huzur, güven ve rahatlık içinde hissetmiyorsa onun için gelecek karanlık, yaşanılan an ise eziyettir. Dolayısı ile tek tesellisi geçmişte yaşanan güzel ve huzurlu anlardır. Veyahut başkalarının yaşadığı, ancak gelecek nesillere aktarım yaptığı geçmiştir. Gelecek belirsiz olduğundan onunla ilgili hayal kurmak da belirsizliklerle dolu bir süreçtir, ancak geçmişle hayal kurmak belirli bir bilgi, birikim ve yaşayış oluşturduğundan onun hayalini kurmak daha gerçekçi ve tahmin edilebilirdir.

Geçmiş; her devirde pek çok insanın iç özlemidir, dolayısıyla hem sosyal hem de psikolojik bir olgudur. İnsanı tarihi öğrenmeye ve araştırmaya iten durumlardan biri de pek çok insanda doğuştan var olan bu geçmiş özlemidir. Tarihi sürece baktığımızda da pek çok devlette ve uygarlıkta insanların önceki devlet, uygarlık ve dönemlere hasret duyduğu, o dönemlerde veya onlar gibi dönemleri yaşamak istedikleri rahatça görülür.

Örnek vermek gerekirse; Roma İmparatorluğu yıkıldıktan çok kısa süre sonra bölünen Avrupa ve kavimler tekrar Roma gibi bir imparatorluğa ve devlete özlem duymuşlardır. Daha sonra kurulan ve kendini Roma’nın varisi konumuna oturtan Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu bunlardan sadece biridir. Yusuf Has Hacip’in Kutadgu Bilig’ine göz attığımızda da sosyal bir olgu olarak geçmişin özlendiği görülür; Yusuf Has Hacip, o devirdeki gençlerden ve insanların yaşayışından şikâyet eder; birkaç nesil önceki toplumun daha uygun olduğunu söyler. Osmanlı Devleti’nden de bir örnek vermek gerekirse Kanuni’den sonraki hemen tüm devirlerde Kanuni’nin devrine atıfta bulunulur ve o döneme hasret göze çarpar. Ayrıca devleti ayakta tutmak amacıyla hazırlanan kanunnameler ve çalışmalarda da Kanuni devrini Osmanlı’ya yeniden yaşatma davası güdülür. Bunun yanı sıra Osmanlı Edebiyatı da hemen her dönemde Kanuni devrine atıfta bulunur. Çünkü Kanunî devri Osmanlı’nın yükselişinin doruk noktası ve toplumsal huzurun en yüksek olduğu bir dönemdir.

Geçmişi özlemek, önceki nesilleri yüceltmek insanoğlunun iç özlemidir ve genelde yaşı ilerlemiş bireylerde daha çok görülür. Bunun en büyük nedeni de yetiştiği ve büyüdüğü nesil, kendi nesli ve var olan nesil arasında gördüğü ve bizzat tecrübe ettiği derin uçurum ve anlaşmazlık halidir. Değişim, gelişim ve ilerleme yaşamın tartışılmaz gereklerinden biri olsa da bu pek çok insan için huzursuzluk ve mutsuzluk kaynağıdır. Geleceğe yönelik yaşamak ancak geçmişin izlerini bugüne uyarlamakla bu özlemin her zaman daha az duyulmasını sağlar. Tamamen geçmişte takılı kalmak insanı pasifliğe yönelttiği gibi tamamen anı yaşamak veya tamamen geleceğe odaklanmak da insanı hiçliğe ve ruhsal bunalıma iter. Bu nedenledir ki insanoğlu geçmişin izlerini yaşantısına modern bir şekilde uygulamalı, ondan güç ve kuvvet alarak anı yaşamalı ve geleceğe yön vermeye çalışmalıdır…

Geleceğin geçmişten geldiğini unutmamanız dileğiyle…

0 Yorum:

Yorum Gönderme

Yorumlarınız kişiliğinizin göstergesidir. Ahlak kuralları çerçevesinde her eleştiri kabulümüzdür...

Bildirim

Copyright © Mavi Blog | Powered by Blogger

Design by Anders Noren | Blogger Theme by NewBloggerThemes.com