8 May 2014

Bir Kitap: Gün Olur Asra Bedel - Cengiz Aytmatov

Önceki yazımda çok eski bir Türk işkencesi olan mankurtlaştırmadan bahsetmiştim. İşte o yazıyı bana yazdıran romanın ta kendisidir Gün Olur Asra Bedel. Birçok otorite tarafından 21. yüzyılın en iyi edebiyatçısı kabul edilen ünlü Kırgız yazar Cengiz Aytmatov'un muhteşem eserlerinden sadece birisidir bu roman.

Eser; gerçekle-efsanenin, bilimle-cahilliğin, kültürle-asimilasyonun ve yönetimle-ferdin iç içe geçtiği çapraz ilişkileri ele alan bir dram romanıdır. 1930-70 arası Sovyet Sosyalist Cumhuriyetlerindeki durumu gözler önüne süren efsane roman şu cümlelerle başlar;

Cengiz Aytmatov - Gün Olur Asra Bedel[Kitaposter]


Ve bu cümleler, romanın her bölümünde tekrarlanır. Verilmek istenen mesaj açıktır. Stalin'in yönetimindeki Komünist Rusya'yı tasvir eden cümlelerdir bunlar; tren yolları Kafkaslarda Komünizmin en önemli iletişim ve ulaşım ağıdır.

Romanda geçmişin efsaneleriyle geleceğin bilim kurgusu da harmanlanmış, iç içe geçmiştir. Ana karakterimizin adı Yedigey'dir. Yedigey, Kırgızistan'ın uçsuz bucaksız Sarı-Özek bozkırındaki küçük bir istasyon olan Boranlı'da bir demiryolu işçisidir. II. Dünya Savaşında Rus ordusunda Almanlara karşı savaşmış, üstün yetenekleri ve gücü olan madalyalı bir savaş gazisidir.

Romanda, gerçek anlamda kullanılmış olmasının yanında sosyal bir terim olarak da "mankurtlaşma" kullanılmıştır. Bunun en büyük örneği Yedigey'in en yakın dostu  Kazangap'ın oğlu olan Sabitcan adlı karakterdir. Burada bahsedilen mankurtlaşma; dilinden, dininden, milli değer ve kültürlerinden uzaklaşmak, başkasının boyunduruğu-emri altına girmek, kısacası asimile olmaktır. Bu terimi ilk kez bu manada kullanan da Cengiz Aytmatov'un ta kendisidir. Komünizm'in en büyük eleştirilerinden biri olan kitap, Kırgızlar nezdinde bütün Türk topluluklarına atfedilmiştir.

Aytmatov eserde, birçok Kırgız ve Nayman efsanesinden bahseder, sık sık geçmiş ile yaşanan zaman arasında seyahat edilir. Ancak bu gidiş-gelişler birçok romanda olduğu gibi kafa karıştırmaz, aksine olay örgüsünü tam manasıyla toparlamaya yardımcı olur bütünü görmeyi sağlar... Yazar romanda, yer yer bazen bir tilkiyi, bazen de bir çaylağı empati kurarak yaşatır, olaylara onların gözünden bakar.

Ayrıca eserde efsanelerin yanında gerçek olaylara ve tarihi betimlemelere de sıkça rastlanır. Bir önceki yazımda bahsettiğim Mankurt bunlardan sadece birisidir. Daha sonra efsaneleşen tarihi bir kişilik olan Abutalip Kuttubayev'in acı dolu hikayesi de Yedigey'in hikayesiyle çakışır; birbiriyle harmanlanır, tek bir hikayeye döner. Aytmatov, güçlü ve sade kalemiyle bilinçaltımıza hitap ederek sosyal mankurtlaşmadan kurtulmamız, özümüze, öz benliğimize dönmemiz gerektiği mesajını verir.

Bunun yanında romanın bir bölümü de Aytmatov'un ütopyasına ayrılmıştır. Spoiler olmaması için ayrıntı vermiyorum, ancak yazar nasıl bir dünya arzuladığını da başka canlıların benliğinde gizli olarak belirtmiştir. Komünizmin materyalist ve duygudan yoksun düşüncesine karşı eleştirisini, devlet adına çalışan ve Komünizm idealini taşıyan "yoldaş" memurların ruhsuz karakterleriyle ortaya koyar. Son olarak Cengiz Aytmatov'un kitap için söylediği cümlelerle bitiriyorum:
Her yazar bir milletin çocuğudur ve o milletin hayatını anlatmak, eserlerini kendi millî gelenek ve törelerini kaynak alarak zenginleştirmek zorundadır. Benim yaptığım önce bu, yani kendi milletimin geleneklerini ve hayatını anlatıyorum. Fakat orada kaldığınız takdirde bir yere varamazsınız. Edebiyatın millî hayatı ve gelenekleri anlatmanın ötesinde de hedefleri vardır. Yazar, ufkunu millî olanın ötesine doğru genişletmek ve evrensel olana ulaşmak için gayret göstermek durumundadır. İyi yazar tipik insan ortaya koyma ustalığına erişen yazardır.

0 Yorum:

Yorum Gönderme

Yorumlarınız kişiliğinizin göstergesidir. Ahlak kuralları çerçevesinde her eleştiri kabulümüzdür...

Bildirim

Copyright © Mavi Blog | Powered by Blogger

Design by Anders Noren | Blogger Theme by NewBloggerThemes.com